Blog
Zihnimi kurtarmak için kendime yapay zekayı 7 gün boyunca yasakladım

Zihnimi kurtarmak için kendime yapay zekayı 7 gün boyunca yasakladım

7 Tem 2026

·

13 dk okuma

Modern zamanda ilk defa, insan zekasının yeri başka bir şeyle doldurulabilir bir şey olarak değerlendirildiğini görüyoruz. Artık yetenek öğrenmemize veya yeteneklere sahip olan insanları işe almamıza gerek yok. Herhangi bir konuyu kendimiz araştırmamıza veya o konuda düşünmemize gerek yok. Yapay zeka beynimizin yerine geçiyor ve bütün yapmak istediklerimizi çok daha geniş kapsamda ve çok daha az zamanda hallediyor. Sadece AI şirketlerinden daha fazla token al.

Bu en aptalca fikir olmalı. Sadece aptalca bir fikir değil, muhtemelen en aptalca fikir. Bir yandan hiç olmadığımız kadar zeki olabileceğimiz sanrısı içerisinde; diğer yandan gerçekte yaptığı şey gerçek insan zekasını, gerçekten düşünmek yerine bir sonraki kelimelerin ne olacağını tahmin eden bir program ile değiştirmek.

Bugünün yapay zekasının tek yapabildiği şey bir yazının istatistiksel olarak en muhtemel şekilde nasıl devam edeceğini tahmin etmeye çalışmak. Gerçek zekaya sahip değil. Hatta, “Yapay Zeka” teriminin bu teknoloji için doğru bir isimlendirme olduğundan da şüpheliyim. Fakat AI şirketleri yapay zekanın ne olduğunu anlamamızı istemiyor. İstedikleri tek şey şöyle düşünmemiz:

“SONUNDA YAPAY ZEKA İCAT EDİLDİ VE ARTIK SÜPER ZEKİYİZ! ÜTOPYA OLACAĞIZ, BÜTÜN PROBLEMLERİ ÇÖZECEĞİZ, MANYAK ZENGİN OLACAĞIZ VE SONSUZA DEK YAŞAYACAĞIZ!!!”

Böyle düşünmemizi istiyorlar çünkü ürünlerini daha fazla satıp daha fazla kazanmak istiyorlar. AI kullanımını programlama, yazma, araştırma gibi her alanda daha da yaygınlaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bununla beraber, gittikçe her gün daha fazla AI kullanmazsak diğerlerinden geride kalma ve işimizi kaybetme korkusunu da yaymaya çalışıyorlar.

Bu sürekli olarak her şey için daha fazla AI kullanma peşinde koşturmanın bize zarar verdiğini düşünüyorum. Kronik olarak sürekli her şey için yapay zeka kullanımı dikkati dağınık ve hiçbir konuda derin düşünemeyen zihinlere sebep oluyor. Uzun bir süre boyunca her gün sürekli AI kullanımından sonra yaşadığım durum bu oldu. Yapay zekayı bırakmaya ve durumu değerlendirmeye karar verdim ve bu blog yazımda bundan bahsedeceğim.

Yapay zeka kullanma deneyimim

2020’den beri programlama ile uğraşıyorum. O zamanlar, Arduino projeleri yapmakla başladım. Kod yazmak için kullandığım araç Arduino IDE idi ve intellisense’e bile sahip değildi. Ve 2021’de VSCode’u keşfettiğimde çok büyük bir seviye atlama olarak hissettirdi. O zamanlar her şeyi kendim araştırır ve kodlardım. Gerek programlama, gerek başka konularda araştırma yapmak olsun; hepsini bu şekilde yaptım (diğer herkes gibi).

Sonra “AI” ortaya çıktı ve bize çok büyük üretkenlik faydası vaatleri verdiler. Kim 10 kat daha üretken olmak istemez? Hem de çok kolay, sadece ChatGPT’ye veya Gemini’a bir soru sor ve sana yanıt vermesini izle. Saniyeler içerisinde internette araştırma yapabilir. Hatta aslında internetin bir program haline sıkıştırılmış hali gibi, değil mi? Bu yüzden en yüksek üretkenlik için yapay zekayı kullanmalıyız yoksa geri kalıp işlerimizi kaybedeceğiz.

Son birkaç yıldır, daha fazla üretkenlik için AI chat ve AI kodlama araçlarını kullanıyordum. Zaman geçtikçe, hem kodlama hem de araştırma yapmak için her gün daha fazla yapay zeka kullanıyordum.

Tarayıcı sekmelerimin yarısı Claude veya Gemini oldu. Ne zaman aklıma bir fikir gelse her zaman bir “AI” a sorma dürtüsünü hisseder ve o şekilde “araştırma” yapardım. Sonra bu durmaksızın devam eden bir “AI” ile karşılıklı mesajlaşma döngüsüne dönüşürdü.

Fark ettim ki, artık pek fazla herhangi bir konuya odaklanıp derin düşünmüyordum. Ne zaman oturup bir konu hakkında düşünmek istesem, bir AI ile konuşmaya başlıyordum. Ve eğer AI chat kullanmayıp sadece kendi başıma düşünmek istersem ise, ya dikkatim dağılıyordu ya da sonunda AI’a geri geliyordum. Bir konuya kendim odaklanmak istediğimde çok zorlanıyordum. Kendi başıma bir konuya odaklanıp uzun sürelerce o konuyu derin düşünme yeteneğimi kaybediyordum.

Ayrıca saatler boyunca “AI” kullanımından sonra bayağı yorgun hissediyordum. AI chat’ ten gelen bu yoğun bilgiden bunalmış ve kaybolmuş hissediyordum. Sanırım, hafızam bu AI chat’ lerden gelen büyük boyutlu ve düzensiz bilgiyi tutmakta zorlanıyordu.

Bu iyi bir durum değildi ve çalışmamı çok etkiledi. Cursor gibi AI agent’ ları kodlama için kullandığım zamanlar, basit bir fonksiyonu yazmakta bile zorlanıyordum. Mesela, birisinin uyanma ve uyuma saatleri arasındaki bütün saatlerin listesini veren bir fonksiyonu kendim yazmak zor hissettirdi. Ayrıca uzun yazılar yazmaya odaklanmakta da zorlanıyordum ve ne zaman bir parça yazı yazsam bir LLM’e inceletme dürtüsünü hissediyordum. İnceleme yanıtını aldıktan sonra alakalı değişilikleri yapıp tekrar incelemesini istiyordum. Yazıyı yazmaya odaklanmak yerine bu şekilde bir döngüye girip uzun bir süre böyle zaman geçiriyordum.

Yapay zeka beni tembel ve ona muhtaç yapıyordu. Herhangi bir şeyi kendi başıma yapmayı can yakıcı yapıyordu çünkü bu AI kulanmaktan daha fazla dikkat ve özenli efor istiyordu. Sadece dikkatimi verebilme yeteneğimi kaybetmiyordum, aynı zamanda bunu yapma isteğimi de kaybediyordum. AI kullanmak her zaman çok daha kolay yoldu. Ama doğru sonuçlar verdiği veya gerçekten verimli olduğu belirsiz.

Fark ettim ki saatlerce “AI” kullanmamın sebebi işlerimi daha hızlı halletmemi sağlaması değildi. Gerçek sebebi onu kullanmanın ve dikkatimi ona vermenin işi kendim yapmaktan daha kolay olmasıydı. Bir alışkanlığa dönüştü. Ne zaman bir şeyi araştırmayı veya kod yazmayı düşünsem, hemen aklıma AI araçlarını kullanmak geliyordu.

Fark ettim ki gerçekten daha üretken olmuyordum ve zihnim düzgün çalışmıyordu. Kendi başına herhangi karmaşık bir şeyi yapamıyordu. Sürekli “AI” kullanmak istiyordu. Daha az “AI” kullanmayı veya bırakmayı denedim ama yapamadım çünkü ne zaman bunu denesem zihnim feryat edip bunun zaman kaybı olduğunu düşünmeme sebep oluyordu.

Ben de bu sebeple en güçlü silahımı bu duruma karşı kullanmaya karar verdim. Disiplin sözleşmesi yöntemimi kullanarak kendime 7 gün boyunca AI kullanmayı yasakladım. Bu sayede yapay zeka kullanmamak nasıldı tekrardan hatırlayabilecektim. Aynı zamanda zihnimin ne kadar etkilendiğini de görebilecektim.

Yoğun kullanımdan sonra AI’ı bırakmak nasıldı

Çok acı vericiydi. Sürekli AI kullanma dürtüsünü hissedip duruyordum ve beynim sürekli bana “bu çok yavaş!” diye bağırıp duruyordu. Ama biliyordum ki bu yavaşlık hissi mantığımdan değil, yapay zeka kullanımı alışkanlığından gelen aceleci histen kaynaklanıyordu.

Herhangi bir konuya odaklanıp araştırmak veya kod yazmak çok zordu. Bayağı sıkılmış hissediyordum. Kodları açıp saatlerce bakıyor, hiçbir işi halledemiyordum. Zihnim aynı anda 3-4 farklı konuya dalıyordu: gündelik yaşamdan bir konu, oynadığım bir oyun, zihnimin arka planında çalan bir müzik…

İlk haftanın sonlarına doğru durum daha iyiye gitti. Zorlanmama rağmen devam ettikçe ve kod içinde daha hafif işleri yaptıkça, işlerin karmaşıklığını ve boyutunu gittikçe artırabiliyordum. Dağınık dikkat durumuna yeterince dayandıkça ve beynimin sakinleşmesine izin verdikçe dikkatim iyileşiyordu.

İyileşmeler günler içerisinde yavaş bir şekilde gelişti. 7. günde çok daha iyiydim ama hala yapay zeka kullanmaya çok alışmadan önceki halim gibi değildim. Bu da aslında gayet normal, 7 gün zihin işleyişi gelişimi için uzun bir süre değil. 7. günden sonra her gün detaylı gözlem yapmayı bıraktım ama zihnimin durumu gittikçe daha iyileşiyordu. Şu an bu yazıyı yayınladğım 23. güne kadar geldim ve yapay zekayı sadece gramer kontrolü gibi basit şeyler için kullandım. Karşılıklı mesajlaşmaya girmeden.

Anladım ki düşündüğüm şey doğruymuş, zihnim gerçekten sürekli “AI” kullanımından etkileniyormuş. Sonunda bu durumdan kurtulabileceğim ve beynimin tekrar düzgün çalışabileceğini anladığım için rahatladım.

Yapay Zeka Bağımlılığı

Fark ettim ki yıllar boyunca her gün yapay zeka kullanımından sonra bana olan şey muhtemelen bir tür bağımlılıktı.

Günümüzdeki “AI chat” araçlarının (ChatGPT, Claude vs.) hepsi aynı şekilde çalışıyor:

  1. Zihnindeki konuyu anlattığın bir mesaj gönderirsin
  2. LLM mesajı işler ve yanıt gönderir
  3. Yanıtı okur ve değerlendirirsin
  4. Bir sonraki mesaj için aklına fikir gelir ve onu yazıp gönderirsin
  5. O sana yeni bir yanıt gönderir

Ve bu sen bırakmak isteyene kadar veya limitlere ulaşana kadar devam eder.

Bu aslında bir sonsuz geri bildirim döngüsü. Bir davranışı yapıp ona karşılık almanın döngü halinde devam etmesine, geri bildirim döngüsü denir. Yapay zeka kullanımında, sen bir mesaj gönderirsin ve LLM buna bir yanıt üreterek karşılık verir. Bu yanıtı okur, değerlendirir ve yeni bir mesaj gönderirsin ve bu döngü devam eder.

Bu durum zihninizi bu geri bildirim döngüsü içerisindeki eylemi yapmak istemeye eğitir. LLM yanıtları sana ilginç geldiği için, beynin mesaj göndermekten dopamin salgılar. Zaman geçtikçe, beynin mesaj göndermeyi (davranış) modelin yanıtından gelen tatmin edici his ile (karşılık) ilişkilendirmeyi öğrenir ve seni bu döngüyü devam ettirmeye daha yatkın hale getirir.

Slot makineleri gibi

Slot makineleri, insanları aynı şekilde etkisi altına alır. Kolu çeker ve dönmeye başlayan slotların eşleşmesini umarak para kazanmayı beklersin. Aslında istatistiksel olarak hesaplama yapıp kaç kerede kazanma ihtimalin olduğunu hesaplayabilirsin (hileli olmadığını varsayarsak). Bu hesaplamaya göre risk alıp almak istemediğinin kararını verebilirsin.

Ama gerçek hayatta bu yaşanmaz. Bunun yerine, kolu düşünmeden çekersin. Slotlar umut ve keyif verici bir animasyonla döner. Her şey çok renkli ve lüks görünür. Dönme biter, kaybedersin. Tekrar denersin, bu sefer ufak bir kazanç elde edersin. Bu senin kazanmaya olan inancını ayakta tutar. Kolu çekmeye devam edersin ve ancak sonunda çok para kaybedip kandırıldığını anlayınca bırakırsın.

Başta kolu neden çektin? Mantıklı bir karar olduğu için çekmedin. Kazanmanın umudu seni o kadar heyecanlandırdığı için mantığın bunun etkisi altında kaldı. Bu da seni bu geri bildirim döngüsüne girmeye itti.

Bu, seni davranış yapıp karşılık almanın ilişkisiyle daha fazlasını yapmayı isteten geri bildirim döngüsü. Duygusal sistemin kolu çektikçe iyi hisseder ve mantıksal sistemin kazanma ihtimaline inanmaktadır, bu yüzden bütün paranı kaybedene kadar veya mantıksal sistemin sonunda aptallık yaptığını anlayana kadar devam edersin.

Beynin daha hızlı ve kolay ödülleri tercih etmeye yatkınlığı

Beyinlerimiz, ödül elde etmek için daha hızlı ve kolay yolu seçmeye yatkındır. Ve ne kadar zorluk hissederse kolay yola yönelmeye o kadar fazla eğilimli hale gelir. Daha büyük eforla ve uzun süre sonra ödül veren yollar dopamini daha fazla azaltır ve devam etmesi daha zor olur. Özellikle daha kolay yollar varken, zor yollar daha da zor hissettirir.

Derin düşünmek, kaynakları okumak, internette kendin araştırma yapmak “AI chat” varken daha zor hissettirir. Yapay zeka ile; düşüncelerini organize edip kendin işlemeye ihtiyacın yoktur, saatlerce zaman harcamaya ihtiyacın yoktur, sadece ChatGPT’yi açıp soru sorarsın. Daha zor olan şeyleri yapmaktan dikkatini uzaklaştırır. Tıpkı sosyal medya ve oyunların yaptığı gibi. Yapay zeka durumunda, istediğin şeyi daha hızlı elde etmeni sağladığına inanırsın ve bu yüzden daha üretken hissettirir. Beyninin hem duyguları hem de mantığı seni daha kolay ve hızlı seçeneği seçmeye iter.

Ayrıca, bir şeyi sürekli kullanmak beynimiz için o seçeneği daha da kolay hale getirir. Beyin onu kullanmakla ona gittikçe daha aşina olur ve bu kolay seçenek daha da kolay hale gelir.

Gerçek düşünme

Arşimet, banyo küvetine girdiği zaman bedeninin hacmine eşit miktarda suyu taşırdığını fark ettiği anda “Eureka!” (buldum) diye bağırdı. Bu sayede düzensiz şekilli objelerin hacmini onları suya daldırıp taşan miktardaki suyu ölçerek bulabileceğini anladı. Galileo, dünyanın evrenin merkezi olmadığını kanıtlayabildi çünkü gök cisimlerinin hareketlerini anladı ve onlar hakkında yıllarca düşünüp araştırma yaptı. Her bilim gelişmesi, her mühendislik gelişmesi insanların bir konu hakkında çok uzun süreler derinlemesine düşünüp araştırma yapması sayesinde ortaya çıktı.

Karmaşık problem çözme durumlarıyla uğraşan her meslek, uzun süreler derin düşünme gerektirir. Bilim, programlama, grafik tasarım, hukuk, tıp, mühendislik, ekonomi, mimari, business, strateji… Kompleks konuları öğrenir, mental modeller oluşturur, bir problemle karşılaşınca veya bir proje yapmaya çalıştığımız zaman derin düşünürüz.

Yapay zeka düşünemez

Yapay zeka adı verilen şeyin yaptığı şey düşünme değildir. Yaptığı tek şey bir sonraki yazı parçasını sahip olduğu veriye göre istatistiksel olarak tahmin etmektir.

Bu yöntem bazı alanlara uygulanabilir ve ne olduğunu anladığınız sürece işe yarar. Örnek olarak, büyük miktarlarda verilerin özetlenmesinde işe yarar. Ama bunda bile her zaman güvenilir ve doğru yanıtlar veremezler. Gerçekleri tam tersine çevirdiğine bizzat şahit oldum ve eğer gerçeğin ne olduğunu bilmeseydim yanlış yaptığını anlayamazdım.

Mantık gerektiren ama örnek verileri olmayan, "strawberry" kelimesi içerisinde kaç tane "r" harfi vardır ya da iki ucunu tuttuğun bir kalemin bir ucunu bırakırsan ne olur gibi şeylerin sorulduğu zaman nasıl başarısız olduklarını hepimiz gördük. 100% özgüvenle saçma sapan cevaplar veriyorlar. Bunun sebebi, kelimelerin anlamlarını işleyen gerçek bir mantıksal sisteme sahip olmamalarıdır. Yaptıkları şey sadece ellerindeki verilere göre istatistiksel tahmin üretmektir.

Bu hatalar yaşandığında, AI geliştiricileri bunları bir sonraki AI sürümüne gerekli veriyi sağlayarak çözerler. Matematiksel formüller ve hesaplama örnekleri eklemek gibi, böylece LLM doğru cevap vermeye daha da yatkın hale gelir.

Gerçek düşünme veriyi oluşturan insanlar tarafından yapılır. Problemin çözümünü bulup, bunun verisini LLM’e eklerler. LLM sadece sana isteğinle ilgili veriyi bulabilmek için veriyi matematiksel olarak işler. Eğer gerçek mantıksal düşünme yetenekleri olsaydı, biz insanların çok basit gördüğü konularda hiç hata yapmazlardı.

Gerçek iş ve bilgi o bilgileri üreten ve internete koyan insanlardan gelir. AI geliştiricileri bütün bu bilgiyi alıp bir bilgisayar programına vererek onun içindeki istatistiksel ilişkileri işlemesini sağlar. Bu şekilde LLM denen şey ortaya çıkar. Yani aslında bunlar zar atarak hareketlerine karar veren robotlardır.

LLM’ler karmaşık konuları anlayamaz çünkü onları anlayabilecek gerçek bir zihne sahip değildir. Mental modeller oluşturamaz çünkü gerçek mantık yürütme kabiliyetine sahip değildir. Veriye sahip olmadıkları konularda keşifler yapamazlar. Bizim yerimize düşünemezler.

İnsan düşünmesini AI ile değiştiremeyiz

Gerçek düşünme yeteneği yeni bilgiyi, yeni düşünceleri, problemlere çözümleri, parlak fikirleri, konuları anlayışımızdaki atılımları üreten şeydir. Ve ancak insan beyninin gerçek muhakeme yeteneği ile yapılabilir. Kelime tahmin uygulamaları tarafından yapılamaz.

LLM teknolojisi sadece istatistiksel tahminler yapar. “Bilme” veya “anlama” gibi özelliklere sahip olmaları mümkün değildir çünkü bunlar gerçek bir zihnin özellikleridir.

LLM yönteminin doğru şekilde kullanıldığında işe yaradığını kabul ediyorum. Bilgiye hızlı erişme ve özetleme gibi konularda çok iyi çalışır. Ama gerçek yaratıcı ve problem çözücü insan zihninin yerine geçemez. İşe yaradıkları konularda kullanılmalılar ve bu esnada hata yapmalarına karşı dikkatli olunmalı.

Ayrıca, sıradan bir matematiksel ortalama hesaplama algoritması sıra dışı ve özgün düşünme yöntemlerimizin yerine geçmemeli. Hepimiz kendi eşsiz tecrübelerimiz ve fizyolojilerimiz sayesinde farklı şekillerde gelişmiş özgün beyinlere sahibiz. Bu özgünlük bizim başkalarının göremediği şeyleri görmemize ve keşfetmemize yarayan şeydir. LLM’leri kendimizin yerine düşünmek için kullanmak bu özgünlüğü de elimizden alır.

Düşünmemizi “AI” ile değiştirmeye çalışmak beyinlerimiz için zararlıdır. Sonsuz AI geri bildirim döngüsüne maruz kalmamız bizi kendi düşünmemizden vazgeçmeye eğitir ve uzun süreler odaklanma yeteneğimizi mahveder. Daha zeki olmak yerine daha aptal olmamızla sonuçlanan bir tuzağa dönüşür.

Çok dikkatli olmak zorundayız

Her yeni teknoloji çok heyecan verici faydalarla gelir ama aynı zamanda yeni tehlikeler de üretir. Faydaları konusunda çok heyecanlı olduğumuz zaman bu tehlikeleri göremeyiz. Ancak onlardan zarar görüp sonunda heyecan kaybolunca görürüz.

  • Ateşi bulduk, ısınmak ve yemek pişirmek için kullanabiliyoruz ama aynı zamanda ormanları yakıp kül edebilir.
  • Arabaları icat ettik ve geliştirdik, bir yerden başka bir yere gitmek için çok iyi bir araç ama aynı zamanda onlarla kontrolü kaybedip kaza yapmamız da mümkün.
  • Antibiyotikleri bulduk, bu sayede enfeksiyonları tedavi edebilmeye başladık ama aşırı kullanımı antibiyotiğe dayanıklı bakteri türlerinin ortaya çıkmasına da sebep oluyor.
  • Plastikleri bulduk, ucuz ve sağlam aletler ve makine parçaları üretmemiz için devasa bir fırsat oldu fakat okyanuslarımızı başka hiçbir şeyin kirletmediği kadar fazla kirletiyorlar.
  • Nükleer enerjiyi bulduk, bize devasa enerji bolluğu sağladı ama aynı zamanda çok kötü radyasyon sızıntılarına veya birbirimizi neslimiz tükenene kadar patlatmamıza da sebep olabilir.

Daha da devam edebilirim ama bu kadar örneğin yeterli olduğunu düşünüyorum.

“Yapay zeka” teknolojisi de bunlardan farklı değil. Ve diğer bütün (çevremiz üzerinden tehlikeler oluşturan) teknolojik gelişmelerin aksine bu “yapay zeka” adı verilen teknoloji düşünme sistemlerimiz üzerinde tehlikelere sahip.

“AI” araçları bizi onları gittikçe daha fazla kullanmaya çekiyor. Davranışlarımızı bizi onları daha fazla kullanmaya itecek şekilde değiştiriyor. Zihinlerimiz onları kullanmanın kolaylığından ve geri bildirim döngülerinin getirdiği davranışsal şartlamadan etkileniyor ve bu, çalışma ve düşünme davranışlarımızı değiştiriyor.

Bu teknolojiyi tamamen hayatımızdan silelim demiyorum. Sadece diyorum ki, bu teknoloji düzgün kullanılmalı. Faydalı oldukları şeyler için kullanılmalılar. Zihnimize zarar veren ve bizi kendi bağımsız derin düşünme yeteneğimizden alıkoyan bir şekilde kullanılmamalılar.

Çok dikkatli olmalıyız. Dikkatli olmayanlar her yeni teknolojiden zarar görür. Dikkatli olanlar, teknolojiyi kendilerine zarar vermeden kullanmanın yollarını bulur. Bugün bu teknoloji LLM, yarın başka bir şey olabilir. Her yeni teknoloji gelişiminde, tehlikeleri de görmeye çalışanlardan olmalıyız. Ve bunu yapabilmek için, gerçekten ne olduklarını anlamalıyız.